Son Güncelleme 11 Mart, 2025 15:13
HEKÄ°MOÄžLU TÃœRKÃœSÃœNÃœN HÄ°KAYESÄ°
Fatsa dolaylarında yaşayan Hekimoğlu, yoksul bir Ailenin çocuğudur. Üstelik yoksul bir anneden başka hiç kimsesi yok. Çevresinde dürüstlüğü, akıllılığı ve yiğitliğiyle tanınan bir gençtir.
Yörede egemenlik kurmuÅŸ bir Gürcü Beyi vardır. Bu Gürcü Beyi, AyÅŸe adında güzel ve narin bir kızla sözlüdür. Ne var ki, bu kız Gürcü Beyini sevmemekte, HekimoÄŸlu’na baÄŸlanmıştır. Bu, dostlukla, arkadaÅŸlıkla karışık bir sevgidir. Ãœstelik HekimoÄŸlu’yla görüşmeye baÅŸlamıştır.
Ä°ÅŸte Bey, iki gencin iliÅŸkisinin bu noktaya vardığını duyar duymaz HekimoÄŸlu’na düşman olur ve ona savaÅŸ açar. HekimoÄŸlu’yla teke tek görüşüp, hesaplaÅŸmayı önerir; bir de yer belirtir. HekimoÄŸlu, gözüpek, mert bir gençtir. Aynalı mavzerini kuÅŸanıp, tek başına buluÅŸma; yerine gider. Gitmeye gider ama, Bey sözünde durmamış adamlarıyla gelmiÅŸtir. Ãœstelik adamlarından biri, buluÅŸma yerine varır varmaz, sabırsızlanıp HekimoÄŸlu’nu yaylım ateÅŸine tutar. Ötekiler de çevresini sararlar. HekimoÄŸlu’yla Beyin adamları arasında yaman bir çatışma olur.
Hekimoğlu, çatışma sonunda çemberi yararak kurtulur. Olaydan hemen sonra, Bolu da tek başına yaşayan anasının yanına gider. Anasına durumu anlatır ve artık şehir yerinde duramayacağını bildirir. Anasıyla helalleşip, yanına Mehmet ve Hasan adlı iki amca oğlunu alarak dağa çıkar. Çıkış bu çıkış ve ölünceye kadar Hekimoğlu artık dağdadır.
HekimoÄŸlu’nun daÄŸa çıkış nedenini ve biçimini bilen, duyan yöre köylüleri kendisine kucak açarlar. Onun mertliÄŸi, yiÄŸitliÄŸi ve doÄŸru sözlülüğü köylüleri daha da etkiler ve her açıdan kendisine yardım ederler. Özellikle yoksul köylülerle dostluk kurar, zenginlerden aldıklarıyla onlara yardım eder.
HekimoÄŸlu, artık Gürcü Beyinin korkulu düşü olmuÅŸtur. Bu yüzden Bey, kendisini sürekli jandarmaya ÅŸikayet eder ve kesintisiz izletir. HekimoÄŸlu’nu ihbar etmeleri için çeÅŸitli yörelerde adamlar tutar. Fakat halk koruduÄŸu için, HekimoÄŸlu’nu bir türlü ele geçiremezler.
Hatta bir defasında, Beyin adamlarından birinin ihbarı üzerine HekimoÄŸlu’nun kaldığı evi jandarmalar basıyorlar. Bütün çevre kuÅŸatılmıştır. Evin altında bir fırın vardır. HekimoÄŸlu fırıncının yardımıyla fırının Ekmek piÅŸirilen yerini arkadan delip kaçmayı baÅŸarır.
HekimoÄŸlu, kaçmaya kaçıyor ama Beyin iki amca oÄŸlunu öldürttüğünü haber alıyor ve doÄŸru Çiftlice köyüne iniyor. GittiÄŸi ev muhtarın evidir. Bu Muhtar, HekimoÄŸlu’ndan yana görünüyor olsa da gerçekte Beyin adamıdır ve onunlaiÅŸbirliÄŸi içindedir. Nitekim adamlarından biri aracılığıyla ihbarda bulunur ve HekimoÄŸlu jandarmalarca sarılır. HekimoÄŸlu, Muhtarın yüzünden kıstırılmıştır. Büyük bir çatışma çıkar taraflar arasında. Adeta namlular kurÅŸun kusmaktadır. Özetle yaman cenk olur orada.
Olayın sonucuna ilişkin iki söylenti var halk arasında :
1-Hekimoğlu, çatışma sırasında çemberi yarıyorsa da, aldığı yaralar yüzünden fazla uzaklaşamadan ölüyor.
2 -Atına atlıyor, elini karın bölgesinden aldığı yaralara basarak Ordu’ya kadar geliyor ve burada ölüyor.
HALÄ°L Ä°BRAHÄ°M TÃœRKÃœSÃœNÃœN HÄ°KAYESÄ°
Halil Ä°brahim, Fatsa’da 1931 yılında doÄŸan ve FevzioÄŸlu tepesinin yan belinde oturan birisi imiÅŸ. Fatsa, MaÄŸazalarbaşı caddesinde bir saat ve gramofon atölyesi olan Halil Ä°brahim, çok aydın, temiz ve titiz bir insanmış. Takım elbisesi, kravatı ve boyalı ayakkabıları ile her zaman bakımlıymış. Evine giderken devamlı bir ırmaktan geçmesi gerekirmiÅŸ. Irmağın üstünde de dal köprü bulunurmuÅŸ. AkÅŸam evine, sabah iÅŸine giden Halil Ä°brahim, o sıralarda Çolak Ahmet’in kızı ile evlenmiÅŸ.
EvliliÄŸinden bir erkek, bir kız çocuÄŸu olmuÅŸ. 1951 yılında askere gittiÄŸinde evliymiÅŸ. Askere gidince art niyetli kiÅŸiler Halil Ä°brahim’e mektup yazmışlar. Mektupta kayınpederinin, karısını baÅŸkasına verdiÄŸini söylemiÅŸler. Halil Ä°brahim’in tarlasının yanında, aÄŸanın tarlası varmış. “AÄŸa da tapulu tarlanın bir kısmını alıyor” demiÅŸler. Çılgına dönen Halil Ä°brahim askerden firar etmiÅŸ, Fatsa’ya gelmiÅŸ, aÄŸaya bir kurÅŸun atmış, sonra yakalanmış. Askerler onu bir telefon direÄŸine baÄŸlayarak dövmüşler.O zaman asker kaçağı olmak her zamanki gibi büyük bir suçmuÅŸ. Dayak yerken Halil kafasına bir darbe aldığı için, aklı gel git olmuÅŸ, yani delirmiÅŸ. Daha sonra askerliÄŸini bitirip memleketine gelmiÅŸ, ama atölyesini kapatmış. Artık hayatı evi ile orman arasında geçiyormuÅŸ. Tamir iÅŸini de evinde yapmaya baÅŸlamış. Ayrıca silahsız geziyormuÅŸ. Askerle karşılaÅŸmamak için gündüz evinden çıkmıyor, yolu da sadece karşıdan karşıya geçmek için kullanıyormuÅŸ.
Kimseye görünmemek için devamlı yol haricinde, bahçeden bahçeye yürürmüş. Dost olarak yalnızca üç kiÅŸinin yanına gidermiÅŸ. Dışarı çıktığı zaman da Odaaltı denilen yerde, bahçeden dereye iner, dere içinden Cemal Dayı’nın yanına gidermiÅŸ. Bu sıralarda kayınpederi para kazanamıyor, evine bakamıyor diye, karısını çocukları ile beraber Terme’ye gelin etmiÅŸ..Halil Ä°brahim artık tamamen yalnız kalmış. Halil her gün gramofon dinlermiÅŸ. Bütün sanatçıların plakları da kendisinde varmış. Gelincik sigarası içer, bütün boÅŸ paketlerini de biriktirirmiÅŸ. 1954-55 yıllarıymış. Toplumdan tamamen kopan Halil Ä°brahim 80’li yıllara kadar kendi halinde yaÅŸamış. 12 Eylül’den önce köye nokta operasyonu yapılmış. O sırada bazı köylüler fındık toplamaya bile çıkamaz olmuÅŸlar. Can güvenliÄŸi yokmuÅŸ. Operasyon gece yapılmış. Tam bu sırada Halil Ä°brahim’in evini birisi yakmış. Evi yanan Halil sonra ormanda yaÅŸamaya baÅŸlamış. Evinin karşısında bir kaya varmış, onun altında yangından kurtardığı masası ve birkaç eÅŸyasından baÅŸka bir ÅŸeyi kalmamış. Bir gece çok ÅŸiddetli bir yaÄŸmur yaÄŸmış. YaÅŸadığı orman kimsenin gündüz bile geçemediÄŸi bir yermiÅŸ. Ama artık onun mekanı olmuÅŸ. YaÄŸmur yaÄŸdığı gece orada barınamayacağını anlayınca, ahbabı Dursun Dayı’nın yanına gitmek için ormana girmiÅŸ. Ormanın içinde epey yol aldıktan sonra dereyi geçerek Dursun Dayı’nın evine ulaÅŸmış. Onu rahatsız etmemek için samanlığa girip otların üzerine yatmış. Tabancası belinde imiÅŸ. O gece teröristler ÅŸehre inerek bir öğretmeni öldürüp daÄŸa çıkmışlar. Bunun üzerine büyük bir operasyon yapılmış. Askerler her yeri arıyorlarmış. Halil’i samanlıkta uyurken yakalamışlar. Evin sahibi Dursun Dayı’nın gelinine ve çocuklarına onun kim olduÄŸunu sormuÅŸlar, onlar da zararsız biri olduÄŸunu anlatmışlar.Kumandan da silahını alıp salıvermeyi düşünüyormuÅŸ.Ama Halil 30 sene önce yediÄŸi dayak yüzünden korkuyormuÅŸ. Askerler baÅŸka yerleri ararken bir fırsatını bulup kendini tepeden aÅŸağı atmış, Askerler arkasından havaya ateÅŸ etmiÅŸler. Amaçları sadece onu durdurmakmış. Derede de dal köprü var, köprüden karşıya geçmiÅŸ, ama ormana girmek için yüz metre yürümesi gerekiyormuÅŸ. Ormana girse kurtulacak, ama bu taraftaki askerler diÄŸerleri vuramadı kaçırdı diye, Halil Ä°brahim’i vurmuÅŸlar ve kayanın üstüne cesedi düşmüş.
Kumandan bu olaya çok üzülmüş ve eÅŸyalarını Terme’den gelen oÄŸluna vermiÅŸ. Karısı zaten önceden ölmüş, oÄŸlu eÅŸyalarını almak istememiÅŸ, çünkü babasını sevmiyormuÅŸ. Cenazesini üç dört kiÅŸi Bu olay üzerine Sayın Dursun Ali Akınet bu ÅŸiiri yazdıktan ve besteledikten sonra ailesi onu kabullenmeye baÅŸlamış, ama ne fayda…..
Tem 03, 2015 0
Tem 02, 2015 0
Tem 03, 2015 0
Tem 02, 2015 0
Tem 02, 2015 0
Mar 11, 2025 0
Nis 24, 2024 0
Nis 20, 2024 0
Mar 26, 2024 0
Mar 25, 2024 0
Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
---|---|---|---|---|---|---|
« Mar | ||||||
1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | |
7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 |
14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 |
21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 |
28 | 29 | 30 |